Yaş aldıkça çok daha sık telaffuz edilen bir cümle vardır: “Şimdiki aklım olsa…” İki çocuktan sonra ben bu cümleyi en çok çocukların odası için kurar oldum.

Sevgili kızım Sedef’e hamileyken, üstelik de bir anne-bebek dergisinde yazıyor olmama rağmen, bu işin incelikleri hakkında pek fikir sahibi değildim. Bir bebeğin odası nasıl olmalı sorusunu sormak aklıma bile gelmedi. Bir bebek-çocuk mobilyacısına gittiğinizde seçenekler sunuluyordu nasılsa. Seçim yapılması gereken şey renk ve modeldi sadece. Oda takımını alırken eşimin ve benim ileriye dönük olarak mobilyanın tasarımında dikkat ettiğimiz tek şey rengi oldu bu yüzden. Büyüdüğünde de kullansın, 7 yaşına gelince tekrar mobilya almak gerekmesin diye üzerine sadece hafif bir cila atılmış masif ağaç mobilya almaya karar verdik. Gerçi bu tercihte yanılmamışız, ama olaya biraz dar bir pencereden bakmışız.

Sedef’in oda takımı, parmaklıkları çıkarıldığında tek kişilik standart ölçülerde bir yatağa dönüşen karyola, üç kapılı bir gardrop, iki adet geniş komodin ve bir adet kitaplıktan oluşuyordu. Başlarda çok şirindi bu oda. Dolapta asılı pembeli morlu kıyafetler, kitaplığa dizilmiş iki üç kitap, karyola ucunda alt değiştirme materyalleri. Ancak Sedef 2 yaşına geldiğinde odada oyuncaktan adım atacak yer yoktu. Komodin üstlerine sığmayanlar büyük oyuncak sepetlerine tıkıldı. Çoğu oyuncak sıkışıp kaldığı yerden sesini duyuramadığı için yaş haddinden emekli oldu, sonrasında oyuncak ayıklama dönemlerinde evin bilimum depolama alanlarındaki yerini aldı.

Sedef 4 yaşındayken oğlum Rüzgar katıldı aramıza. Bu kez Sedef’te yaptığım yanlış mobilya seçimini Rüzgar’da yapmayacağım derken, olmazsa olmaz diyerek yine tek kişilik bir yatağa dönüşen bir karyola ve bir gardrop aldık. Oyuncaklar için düzenli bir alan yaratma imkanı bu kez de yer yokluğundan mümkün olmadı. Ama gelin görün ki bu kez de Rüzgar uykuya dalarken yatağı yerine yerde yatmayı tercih eden bir çocuk oldu.

Bütün bu deneyimlerden sonra, “şimdiki aklım olsa” ne mi yapardım? Kesinlikle Montessori yaklaşımını uygulardım.

İşte Yüce Pinterest’ten beğenip seçtiğim birkaç örnek:

  • Çocuklarım için başlarda içinde kayboldukları, ayaklandıklarındaysa parmaklıklarına tırmanıp yüreğimi ağzıma getiren karyolalar yerine, zaten yerde uyumayı seven çocuklarım için sadece birer şilte alırdım.

bc241c6d34d941a5cbb645daabd9a937

  • Bebeklik dönemlerinde sadece şilte alarak herhangi bir mobilya kalabalığını evime henüz sokmamış olduğum için tırmanıp atlama dönemleri geldiğinde onlara daha yaratıcı bir oda tasarlamak için hem alanım, hem de takadim olurdu. Yatay yerine, dikey oyun alanları yaratmak aslında çok da zor değil. Hele de artık hayatımızda Ikea varken 🙂

81c8078563d2a92297780cef1ca0fe0a

2ac4ad7f11b93dd348ff41b30c10f6ed

dc0bc580521955d3c07b204322851c4a

  • Neredeyse hiç el sürülmeden emekliye ayırdığımız oyuncaklar için çocuklarımın boyuna uygun raf sistemleri yaptırırdım. Çoğu annenin “ama oyuncaklar bu kadar el altında olunca, evin dağınıklığı bitmez” düşüncesini reddeder, tersi bir sistemi uygulamış biri olarak bizde de değişen bir durum olmadığını onlara hatırlatırdım. Montessori ile hiç olmazsa çocukların kendi dağınıklıklarını toplamaları için fiziksel bir alan yaratmış olmanın iç huzurunu yaşardım.

21f2a2881075e95b7513c4824ee76a8e

65402a51101374969e50711b3b1d9471b8f22f2b095ce3c367863b1fbfac78cb

  • Odaya mutlaka bir kitap okuma köşesi kondururdum. Onlara kitaplarını sadece bu köşede okur, kitapların içindeki hayal dünyalarına çocuklarımla bu köşede dalar, kitap okumanın manevi iç huzurunu böylesi bir köşeyle görünür kılmış olurdum.

59ae12776c461d4c07af08317a16b0b8

7fd50ac98d4cae215c2e80a7683e2cff

Unutmayın, içinde çocuk olan ev çoğunlukla dağınıktır; ama kesinlikle temizdir.

Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *