Bu yaz ben, eşim ve bir çift arkadaşımız hep hayalini kurduğumuz bir seyahat şeklini hayata geçirdik : Karavan! Barcelona’da kiraladığımız karavanla Valencia’dan güneye, Cadiz’e kadar inip, rotamızı kuzeye Madrid’e çevirerek bir daire çizip, bir hafta sonra yine Barcelona’ya ulaştık. Seyahatin güzelliği, görülenler, manzaralar, tadılanlar ayrı bir yazının konusu belki. Burada bahsetmek istediğim şey ise İspanya seyahatinde bizzat şahit olduğum “İspanyol yaratıcılığı”.

Doğum hediyesi fikri bir iş olarak hayatıma girdiğinden beri sürekli olarak araştırıyorum. Başlarda bu işi en iyi yapanların Amerikalılar ve İngilizler olduğunu düşünüyordum. Ne de olsa Baby Shower denen ve bizde de özellikle son iki yıldır pek rağbet gören bu ecnebi adetini en çok uygulayan söz konusu bu iki ülke. Ancak araştırdıkça gördüm ki bu işin yaratıcılık kısmında başı çekenler kesinlikle İspanyollar. Sadece doğum hediyesinde de değil üstelik, tasarım kavramının o geniş çizgisinde son dönemde karşılaştığım ve hayranlıkla izlediğim hemen her işin altından bir İspanyol çıkıyor.

Barcelona’da bir pastacı vitrini

Vitrinler… Kitapçısından oyuncakçısına, boyacısından butiğine kadar girdiğiniz hemen her sokakta sizi dakikalarca önüne çivileyen bir dükkan vitrinine rastlıyorsunuz İspanya’da. Barcelona’daki favorim, yaptığım işe rakip (!) bir dükkanın vitriniydi.

IMG_3066

Havluları pasta şeklinde katlayarak rengarenk bir görüntü yaratmışlardı. Bu şirin dükkanda aslında mutfak tekstilleri satılıyordu; ama farklı olarak mutfak önlüğü, mutfak eldiveni gibi tekstillerin çocuklar için küçük boy tasarımlarını da üretiyorlardı.

IMG_3065

Madrid’de “keşke görseydim” dediğim

Bir seyahatin en kötü yanı, eve döndüğünüzde geride bıraktığınız yerle ilgili yeni şeyler öğrenmektir. Oralara kadar gidip de neden bunları görmedim, diye hayıflanmaktan başka birşey gelmez elinizden. Ancak bu durum yeni seyahat planları yapmak için size bahane olur.

İspanya seyahatinde altımızda karavan oradan oraya yol alırken her şehri didik didik gezmek mümkün olmadı aslında. Avrupa ülkelerinde karavanla seyahat, karavan parklarında konaklamak anlamına geliyor. Yani şehrin dışında konaklıyorsunuz. Kocaman bir araçla şehrin içine girip, istediğiniz bir aralığa aracınızı park edemiyor olmak şehirlere girmek yerine daha alternative gezi rotaları arayışını da beraberinde getiriyor. Hal böyle olunca sadece bir gün ve gece ayırabildiğimiz başkent Madrid’de başta Prado Müzesi olmak üzere hızlandırılmış bir tur yaptık. Dolayısıyla özellikle ara sokaklarda yeralan eğlenceli butikleri, elişi dükkanlarını keşfetmek başka bir geziye kaldı. Ancak ben, olur da yolum Madrid’e bir daha düşerse nereleri gezeceğimi şimdiden belirlemeye başladım.

Bu adresler içinde en çok hoşuma gidenlerden biri sahibesi Merche Grosso’nun Pinterest paylaşımlarıyla keşfettiğim şenlikli bir dükkan: Black Oveja. Kara Koyun anlamına geliyor markanın adı. Satış yapan bir dükkan olmasının yanı sıra belli dönemlerde kursların da düzenlendiği bir tasarım atölyesi aynı zamanda. Yün işi, kumaş tasarımı gibi faaliyetlere ev sahipliği yapan atölyenin özellikle kumaş tasarımlarına bayılıyorum. Daha detaylı olarak incelemek isteyenler  blackovejablackoveja.blogspot.com adresini ziyaret edebilir.

BLACKOVEJA1234

Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *